Make your own free website on Tripod.com
YORE Elektronik Yayimcilik A.S. ICINDEKILER Onceki Sayfa Sonraki Sayfa
FLAS

TÜRK UFO'CULAR KURDUKLARI DERNEKLE EVRENDE YALNIZ OLMADIĞIMIZI "BİLİMSEL OLARAK" İSPATLAMAK İSTİYOR


UFO'cuların Türkiye üssü

Artık bizim de bir UFO derneğimiz var: Sirius UFO Uzay Bilimleri Araştırma Merkezi. Her hafta düzenlenecek konferanslar ve video gösterileriyle uzaylıların varlığını kanıtlamak isteyen Türk UFO'cular, bir de "Uluslararası UFO Kongresi" organize edecek.

Birkaç hafta önce Türkiye'ye gelen Shri Mataji gördüğü ilgiye şaşırdığını gizleyememiş, Harbiye Askeri Müzesi'nde verdiği seminerde hayretini "Meğer ne kadar büyük arayış içindeymişsiniz" cümlesiyle özetlemişti. Gerçekten Türkiye'de özellikle son 10 yılda metafizik faaliyetlerde büyük bir patlama gözleniyor. Spritüalist derneklerin sayısı hızla artıyor, New Age tarikatlar uzaydan aldıkları mesajlarla müritlerini kıyamete hazırlıyor, Akaşa Yayınları'nın gizem dolu kitapları elden ele dolaşıyor.

Anlaşılan herkes "bilinen"in kanıtlanabilir gerçekliğinden bunalmış, susamış bir merakla "bilinmeyen"e sığınıyor: Atlantis ve Mu kıtaları gerçekten var mı? Piramitleri kimler inşa etti? Sadece sayılabilen yıldızların sayısının 400 milyarı bulduğu evrende yalnız mıyız?

Bu tür bilinmezlere cevap arayanlara geçen hafta yeni bir grup eklendi. Daha doğrusu eskiden beri varolan "bilinmezci" bir cemaat, örgütlendi: UFO'cular.

İstanbul Fenerbahçe'de çalışmalarına başlayan "Sirius UFO Uzay Bilimleri Araştırma Merkezi"ndeyiz. Derneğin kurucu üyeleri, tek yumurta ikizleri Haktan ve Hakan Akdoğan. 1964 doğumlu Akdoğan kardeşlerin tek gayeleri, "evrende yalnız olmadığımız gerçeğini bilimsel olarak ispatlayabilmek."

Bir cumartesi günü derneğin son derece kalabalık açılışına gidip ayağımızın tozuyla Haktan Akdoğan'a beylik sorumuzu yöneltiyoruz: "Neden böyle bir dernek kurma ihtiyacı hissettiniz?" İmalı bir gülüş ve aynı soruya cevap vermekten bıkmış bir insanın ifadesiyle, "Kardeşim ve ben daha çocukken televizyonda 'Star Trek'i kaçırmamak için sokaktan koşarak eve gelir, sonra başımızı gökyüzüne kaldırıp Atılgan'ı beklerdik" cevabını veriyor.

Bilimkurgu dizileri ve belgeseller derken, Haktan Akdoğan'ın uzaya duyduğu ilgi hobi olmaktan çıkıp neredeyse yaşama amacı haline gelmiş. 20'li yaşlarında ayak bastığı ABD'de hemen herkesin UFO'lara inandığını, konuyla ilgili 100'e yakın derneğin bulunduğunu gördüğü zaman merakı iyice artmış. Katıldığı seminerlerde eski astronotların, subayların hatta senatörlerin UFO'lar ve uzaylılarla ilgili itiraflarını dinledikten sonra yıllardır aradığı tatminkâr cevaba kavuşmuş: "Evrende yalnız değiliz!"

"Türkiye'de ilgi büyük"
Haktan Akdoğan, 13 yıl süren ABD macerası sırasında ünlü UFO derneklerine üye olmuş, belgesel görüntüler arşivlemiş, hatta eski astronotlarla konuşma fırsatı bulmuş. "ABD, Avrupa ve Avustralya'da yüzlerce UFO derneği olduğunu gördüm. Türkiye'de böyle bir örgütlenmenin olmaması ve UFO bilgileri hakkındaki yetersizliğimiz beni rahatsız etti" diyor.

Haktan Akdoğan bu düşünceden hareketle, yılların verdiği tecrübeye uluslararası Ufolojistler'den aldığı feyzi katarak Türkiye'ye dönmüş. Tecrübesini ve bilgisini Türkiye'de kitlelerye paylaşabilmek için kolları sıvayıp bir televizyon programı yapmaya karar vermiş.

"UFO Gerçeği isimli programım sayesinde Türkiye'de aslında UFO konusunun ne kadar büyük bir ilgiyle takip edildiğini, kendi ülkemde fikirlerimle yalnız olmadığımı farkettim" diyor. Hazırladığı televizyon programı Akdoğan'ın Türkiye'deki UFO'cularla tanışmasına vesile olmuş.

Kendisini "ezoterik bilimlerle pozitif bilimler arasında altın köprü kurmaya çalışan bir insan" olarak tanımlayan M. Can Nuyan'la tanışması da bu sayede olmuş. Başını yıldızları görmek için gökyüzüne kaldırdığı günden beri bir daha hiç indiremeyen, Cape Kennedy üssünden Chalanger'ı izlemek için ta ABD'ye giden M. Can Hanım, kelimenin tam anlamıyla bir UFO'cu. O da kendi deneyimini yeni kuşaklarla paylaşma arzusuyla, çalışmalarını beğeniyle izlediği Haktan Akdoğan'la kafa kafaya verip Türk UFO derneğini kurmuş.

Roswell'li "Gri Varlık"
Türk UFO'cular davranışları ve konuşmalarıyla münevver kesimden olduklarını hemen hissettiriyorlar. Fakat yaş ortalamalarının tahminimizden yüksek olması bizi biraz şaşırtıyor. "Önemli olan yaş değil bilgidir" diyor birisi. "Haktan ve Hakan beyler bu konuda bizden daha bilgili oldukları için daha büyük sayılırlar." Bir başka özellikleri, üzerlerinden atamadıkları çekingenlikleri. M. Can Nuyan'a dünya dışı varlıklarla "temas" kurup kuramadığını sorduğumuz zaman cevabı yine kendisi gibi gizem dolu oluyor: "Bunların hepsini derneğimizdeki seminerlerimizde gösterilerle, deneylerle ve belgelerle açıklayacağız."

"Sirius UFO" derneği, yalnız olmadığımızı ispatlama misyonunu her hafta cumartesi günü saat 15.00 - 17.00 arasında ücretsiz düzenleyeceği konferanslarla kanıtlamak istiyor. Yıllarını UFO'ları izlemekle, onlar hakkındaki uluslararası bilgileri derlemekle geçirenler, bilgilerini yeni kuşaklarla burada paylaşacak; video kasetler, kitaplar üyelere ücretsiz olarak kiralanacak. Bu çalışmalardan ve UFO'lar hakkındaki yeni gelişmeleri takip etmek için dağıtılacak aylık bültenlerden yararlanmak isteyenlerin tek yapması gereken üyelik formunu doldurmak.

Peki, dernek bütün bu harcamalar için gerekli parayı nereden buluyor? "Biraz kendi cebimizden, biraz üyelerimizin bağışlarıyla topladığımız paralarla derneği ayakta tutmaya çalışıyoruz. Fakat bunlar çok yetersiz. Özellikle bu seminer için ciddi bir yardıma ihtiyaç duyuyoruz. Tek ümidimiz sponsor bir firma bulabilmek" diyor Haktan'ın ikizi Hakan.

Bir apartmanın giriş katında bulunan "Sirius UFO Uzay Bilimleri Araştırma Merkezi"nin kuruluş ve faaliyet hikâyesi bu.

Metalik alüminyum rengine boyalı duvarları gazete ve dergi kupürleri, UFO resimleri, uzaylı maskları ve mankenleriyle dolu bir yer burası. Müzik setinden, insanda uydu sinyallerinden derlenmiş hissi uyandıran New Age notalar yükseliyor. Özellikle sırt üstü yatan figür dikkatimizi çekiyor. UFO meraklılarının en büyük delili; filmlere, kitaplara, hatta uluslararası yazışmalara konu olmuş Roswell'li "Gri Varlık" bu.

"İşte" diyor Akdoğan, koca kafalı ve gözlü, küçük burunlu ve ağızlı bu yaratığı gösterirken, "Herşey dünyalıların bu varlıkla karşılaşmasıyla hızlandı."

"Tip tip oluyorlar"
Bundan tam 50 yıl önce ABD'nin New Mexico eyaletinin Roswell kasabasına düştüğü iddia edilen uçandaireden bahsediyor. Dört mürettebatlı gemi Roswell'de üç ölü bir yaralı vermişti. 1947 yılında yaralı uzaylıya yapıldığı iddia edilen otopsi geçtiğimiz yıllarda televizyonlarda da gösterilmiş, bir grup bilimadamı fotomontaj derken bir başka grup aynı görüntüler için "gerçektir" ifadesini kullanmıştı.

Haktan Akdoğan'ın "Gri Varlık" olarak tanımladığı uzaylı ilgimizi çekiyor. Bilinen tek tür bu mu, yoksa uzaylılar arasında da dünyada olduğu gibi değişik kavimler var mı? Bu şaka yollu soruya oldukça ciddi bir cevap alıyoruz. Uzaylılar tarafından kaçırıldığını iddia eden 100 kişinin ifadelerinden yola çıkarak yedi - sekiz değişik ırkla karşılaşılmış. "Her sistemin ve gezegenin değişik atmosfer yapısı olduğu için uzaylılar da tip tip oluyor" diyor Akdoğan. "Öncelikle bedensiz ve bedenli olarak ikiye ayırabiliriz onları. Kimi uzaylılar, geçirdikleri evrim sonunda vücutlarından kurtulup sadece enerji formları olarak yaşamaya başlamışlar. Fakat türler arasında dünyalılara benzeyenler de var. Özellikle 'Nordic Irk' 2.5 metrelik boyları hesaba katılmazsa, aynı insan. Kitch bilimkurgu filmlerinden fırlamış yeşil yaratıklara benzeyen 'sürüngenimsiler'i de unutmamak gerekiyor. Fakat en popüler olanları şüphesiz Roswell'li Gri Varlıklar."

Haktan'dan öğrendiğimize göre bu ırkla karşılaşanların algılamaları genelde negatif olmuş. Biraz kötü niyetli varlıklar sizin anlayacağınız. Fakat haklarını yememek lazım, agresif tavırlarına rağmen ABD'ye bir hayli faydaları dokunmuş. Hatta iki bin tanesi bizzat 51 numaralı üste çalışarak F - 117 gibi uçaklar inşa etmiş, fiberoptik teknolojisini insanlara (ama nedense hep Amerikalılar'a) armağan etmiş. Tabii her iyiliğin altından bir çapanoğlu çıkıyor. Uzaylılardan bile. İmzalanan gezegenler arası anlaşma sayesinde kaçırılma vakalarına ses çıkarılmamasını istemişler: "Düşünsenize dünya üzerinde uzaylılar tarafından kaçırıldığını söyleyen binlerce insan var. Fakat hükümetler hiçbir açıklama ve araştırma yapmıyor."

Ben de kaçırılma olaylarını, insan anatomisinin özelliklerini öğrenmeye yönelik deneyler olarak görüyor, bu yüzden "Gri Varlıklar"a kızamıyorum. Çünkü uzaylı dostlarımız yine bizim iyiliğimiz için yapıyor bunları. Gönderdikleri telepatik mesajlarda dünyayı büyük bir tehlikenin beklediğini, eğer yok olursa evrimimiz sıfırdan başlamasın diye bu çalışmaları yaptıklarını söylüyorlarmış.

İçinizde telepatik temaslar kuranlar varsa lütfen "Gri Varlıklar"a söylesin. Bu denekleri istedikleri gibi kullanabilirler. Psikolojik deneylerle kendilerini sınırlamasınlar, en küçük hücrelerine kadar incelesinler. Yalnız "Cumartesi Anneleri"nin çocuklarını geri getirsinler.

ŞİRZAT BİLALLAR

Fotoğraflar: MUZAFFER SAĞLAM - İLKER AKGÜNGÖR


ULUSLARARASI UFO KONFERANSI

Sirius, önümüzdeki aylarda uluslararası bir UFO kongresi düzenlemeyi planlıyor. Lütfi Kırdar Kongre Salonu'nda organize edilecek Türkiye'nin ilk Uluslararası UFO Konferansı'na dünya çapında ünlü Ufolojistler'in de katılacağı belirtiliyor:

* Dr. John Mack: Harvard Üniversitesi'nde psikiyatri profesörü. Pulizter Ödülü sahibi bir yazar.

* Robert O. Dean: Emekli olduğu 1976 yılına kadar Amerikan Ordusu'na 27 yıl uzman çavuş olarak hizmet vermiş. Emekliliğinden sonra 1963 - 67 yılları arasında Fransa'daki SHAPE - NATO üssünde çalışan Dean'in, UFO'larla telepatik ilişki içinde bulunduğuna inanılıyor.

* Stanton Friedman: ABD'nin en popüler UFO uzmanı. "Çok gizli" nükleer roket projelerinde çalışmış bir nükleer fizikçi. Kitapları ve televizyon programları sayesinde bütün ABD'de tanınan Friedman, Roswell'ı bilimsel olarak inceleyen ilk bilimadamı unvanını da taşıyor.


© 1998, Bu sayfa Bir Numara Yayıncılık ve Yöre Elektronik Yayımcılık işbirligiyle hazırlanmıştır.